Yediyirmidort OGRENCİ
AnasayfaKapıSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Y?l?n bombas?...... (Yak?nda)

Paylaş | 
 

 EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI )

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
arzum92
Yediyirmidortadmin
Yediyirmidortadmin
avatar

Aktiflik :
400 / 999400 / 999

Kadın
Kayıt tarihi : 20/02/09
Mesaj Sayısı : 458
Yaş : 25
Nerden : TOKAT
Ruh hali :
Takım :
Rep Gücü :
Madalyalarım :

Kişisel İleti
Yediyirmidort ÖĞRENCİ:
Uyarı Puanı: 0
MesajKonu: EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI )   Salı Mart 03, 2009 6:33 pm

EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI )

A-) Mecaza Dayalı Söz Sanatları

Mecaz (Değişmece), Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması,Düz Değişmece)
Teşbih (Benzetme), İstiare (Eğretileme / Deyim Aktarmaları),
Teşhis (Kişileştirme), İntak (Konuşturma),Kinaye (Değinmece),
Tariz (Dokundurma,İğneleme)

B-) Anlama Dayalı Söz Sanatları

Hüsn-i Talil (Güzel neden bulma), Tecâhül-i Ârif (Bilip de bilmezlikten gelme ),
Tenasüp (Uygunluk), Leff ü Neşr, Mübalağa (Abartma),
Tezat (Karşıtlık), Tekrir (Yineleme), Telmih (Hatırlatma), Tevriye,
İstifham (Soru sorma), İrsâl-i Mesel, Rücû, Terdîd, İktibas, Îham

Teşbih (Benzetme)
: Anlatımı güçlendirmek amacıyla,aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan,ortak nitelik yönünden güçlü olandan zayıf olana aktarma yapılmasıdır.

Benzetmenin dört öğesi vardır :

1.Benzeyen ( B ) : Özellikçe zayıf olan
2.Kendisine Benzetilen ( KB ) : Özellikçe güçlü olan
3.Benzetme Yönü ( BY ) : Aktarılan özellik
4.Benzetme Edatı ( BE ) : gibi,kadar,sanki,güya,misal,andırmak

Bunlardan ilk ikisi benzetmenin asıl öğeleridir.Benzetme yönü ve
benzetme edatı yardımcı öğelerdir.Yardımcı öğeler kullanılmadan da
benzetme gerçekleştirilebilir.

ÖRNEK " Cennet gibi güzel vatan " KB BE BY B

Bir benzetmede bu dört öğe her zaman bir arada bulunmayabilir.

Benzetme,kullanılan öğeler bakımından çeşitlere ayrılır:

1.Ayrıntılı (Tam) teşbih : Dört öğesi de bulunan benzetmedir.
ÖRNEK "Ah bu türküler,köy türküleri
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz. "
Benzeyen : Köy türküleri
Kendisine benzetilen : Ana sütü
Benzetme yönü : temiz ve candan olması
Benzetme edatı : gibi

2.Kısaltılmış teşbih : Benzetme yönü bulunmayan benzetmedir.
ÖRNEK "Kutu gibi bir dairede oturuyor.
KB BE B

3.Pekiştirilmiş teşbih :Benzetme edatı bulunmayan benzetmedir.
ÖRNEK "Bir siyah kadındır kaldırımlarda gece "
BY KB B
"Yollar köyleri saran eskimiş çerçeveler "
B BY KB

4.Yalın teşbih (teşbih-i beliğ) : Benzeyen ve kendisine benzetilenle
yapılan benzetmedir.
ÖRNEK " Gül tenli sevdiğim " KB B
" Selviler içinde bir alevdir Emir Sultan " KB B
"Unutmakta haklısın kömür gözlüm/Haklısın�Bu sözüm sana sitemdir" KB B

UYARI !
Tam teşbihte mecaz yoktur.Çünkü bütün sözcükler gerçek anlamlarını
korumaktadır.Benzetme kısaldıkça anlatım güçlenmekte,mecaz hava-
sı oluşmaktadır.Mecaz,pekiştirilmiş benzetmede başlar,teşbih-i beliğde
iyice güçlenir.Aşağıdaki örnekleri bu açıdan inceleyiniz.

"Annem melek gibi temiz ruhlu bir insandı." (tam teşbih,mecaz yok)
"Annem iyilikte,bir melekti." (Pekiştirilmiş benzetme,mecaz var;
çünkü,"anne" aslında melek değildir;"melekti" sözcüğü mecazdır.)

"Melek annem,cennete doğru yola çıktı." ("Melek annem" sözü
teşbih-i beliğdir.Mecaz iyice güçlenmiştir.Özellikle "melek" sözün-
de yoğun bir mecaz anlam vardır.)

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.
1."Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler,
yaz kış ışıl ışıldır."
2."Bütün gece vagondan vagona un çuvalları taşımış hamallar gibiyiz."
3."Büyük sahra denen bu kum denizinde daha günlerce hamallık
edeceğiz."

UYARI !
Benzetmelerde "benzemek,andırmak,dönmek" gibi fiiller ve bunlardan
türetilmiş fiilimsiler edat yerinde kullanılabilir.
"Saçların tarumar,gözlerinde nem/Ateşe benzerdin,küle dönmüşsün."
KB BE KB BE
"Tepegöz gök gürültüsünü andıran bir sesle kükredi." B KB BE BY

4."Erciş sapağında,Van Gölü mavi bir çarşaf gibi önüme serildi."
5."Beş altı araba,gelin alayı gibi sıralandı."
6."Fırtınada bir deniz feneri kadar yalnızdım."
7."Rujlu dudakları açık bir yarayı andırıyordu."
8."Köpek leşi gibi uyuyor şehir."
9."Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü"
10."İyi sözler söylenmiş bir kadın gibi güzelleşiyor dünya."

İSTİARE (EĞRETİLEME)

Temel öğelerden (benzeyen, kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek
yapılan benzetmeye istiare denir.

İstiare, bir sözün benzetme amacıyla, başka bir söz yerine kullanılması
olarak da tanımlanabilir.

"Yuvayı yapan dişi kuştur."
Bir atasözü olan bu cümlede,"kadın", "dişi kuş"a benzetilmiş,
ancak benzeyen (kadın) kullanılmamıştır. Bu bir istiaredir.
İstiareler ikiye ayrılır:

Açık İstiare: Sadece kendisine benzetilen kullanılır.
Kapalı İstiare: Sadece benzeyen kullanılır.

ÖRN. "Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?"
Şakaklardaki beyazlık kar'a benzetilmiş. Ancak benzeyen kullanılmamış.
Bu, açık istiare örneğidir.

ÖRN. "Çatma kurban olayın çehreni ey nazlı hilâl!"
Şair, bayrağı kaşlarını çatmış bir insana benzetiyor; ancak "insan"
(kendisine benzetilen) dizede açıkça geçmiyor. Sadece benzeyen
öğesi kullanılmış. Bu,kapalı istiare örneğidir.

NOT: Kapalı istiarelerde yalnız Benzeyenin (özellikte zayıf olanın)
kullanıldığını biliyoruz. Bu tür benzetmelerde Kendisine Benzetilenin
özelliklerinden (benzerlik yönünden) bazıları da ipucu olarak kullanılır.

ÖRN. "Çocuklar okula doğru adeta uçuyorlardı."
Çocuklar "kuş"a benzetilmiş,"kuş" değil uçmak eylemi kullanılmıştır.

ÖRN. "Gözlerinden uyku akıyordu."
"Uyku" akıcı bir maddeye (mesela suya) benzetilmiştir."Akıyordu"
eylemi ipucu olarak kullanılmıştır.

NOT:Teşhis (Kişileştirme),insan olmayan varlıklara insan niteliği
kazandırma,insana ait özellikleri o varlıklara *** etme,insandan
diğer varlıklara aktarmadır.

Her teşhiste,bir kapalı istiare vardır;çünkü bu tür benzetmelerde
Kendisine Benzetilen bir insandır ve söylenmemiştir.
Her Kapalı İstiarede ise Teşhis yoktur.

ÖRN. "Boynu bükük buğdaylar,yağmur özlemiyle gökleri gözlüyorlardı."
Burada TEŞHİS ve KAPALI İSTİARE vardır."Buğdaylar" insana benzetilmiş;
"özlem çekmek","gözlemek" gibi özellikleri buğdaya *** edilmiştir.

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.
1. "Eğilmiş arza,kanar,muttasıl kanar güller."
2. "Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor
Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor."
3. "Bir med günü gökyüzü kurşunla örtülü."
4. "İki kapılı bir handa / Gidiyorum gündüz gece."
5."Can kafeste durmaz uçar / Dünya bir han konan göçer."
6. "Yüce dağların başında salkım salkım olan bulut."
7. O kızıl zafer kartalının / Çankaya'da kurulmuş yuvası."
8. "Güneş, denizin mavi sularında saçını yıkıyordu."
9. Kurban olam kurban olam / Beşikte yatan kuzuya."
10."Yeşil kurbağalar öter göllerde / Kırıldı kanadım kaldım çöllerde."

TEŞHİS ( KİŞİLEŞTİRME )

İnsana ait özelliklerin insan olmayan varlıklara *** edilmesiyle gerçekleştirilen mecazlı bir anlatım özelliğidir. Bazen benzetme çoğu zaman da kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilir.

ÖRNEKLER
* "Sevincinden ağlayan,gülen,haykıran rüzgâr
Kalplere sevinç,umut ve inanç getiriyor."
Rüzgâr,insan gibi sevinmekte,sevincinden ağlamakta,gülüp haykır-
maktadır.Böylece kişileştirme gerçekleştirilmiştir.Kendisine benzetilen
"insan" söylenmediği,gülmek,ağlamak,sevinmek,haykırmak gibi
insana ait özellikler 'benzetme yönleri' belirtildiği için kişileştirme,
kapalı istiare biçiminde gerçekleştirilmiştir.

* "Kuşlar,senin uzak diyarlara gittiğini söylediler bana."
'Kuşlar' konuşmaktadır,kişileştirme yapılmıştır.

* "Konunun hassasiyeti nedeniyle kalemimin çok temkinli hareket
ettiğini okurların fark etmişlerdir."
'kalem' insan gibi temkinli,tedbirli,ölçülü hareket ediyor.

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz

1. "Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın
Hırçın bir fırtınaya dönüşüyordu deniz."

2. " Dans eden kelebekler,şarkı söyleyen kuşlar,göz kırpan çiçekler
vardı o yerde."

3. "İçmiş gibi geceyi bir yudumda / Göğün mağrur bakışlı bulutları."

4."Dinle yolcu bu su onun sesidir/Sinsi adımlarla akşam yürüyor."

5. "Rüzgâr uyumuş,ay gülüyor; her taraf ıssız."

6. "Yeditepe üstünde zaman bir gergef işler."

7. "Çukurova bayramlığın giyerken."

8. "Bir balık ağlıyordu / Denizde / Başını yaslamış / Ufacık bir yosun
parçasına."

9. "Dinmiş denizlerin şarkısı, rüzgâr uymakta
Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta."

10."Yeşil sedirlerde dinlenir huzur."

11. "Mavi tulumbayla gülümser evim."

12. "Çocukluğum oynar serin avluda."

13. "Bir bahar sabahının karanlığında ıssız
Gökte diz çökmüş iki titrek ışıklı yıldız."

14. "Ay suda bestelerken en güzel şarkıyı
Küreklerim de suya en derin şiiri yazdı."

15. "Akdeniz'in dalgaları cilveli / Akdeniz'dir denizlerin güzeli."

16. "Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti,eli kolu bağlıydı,ağlıyordu."

_________________



Forum kuralları !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
arzum92
Yediyirmidortadmin
Yediyirmidortadmin
avatar

Aktiflik :
400 / 999400 / 999

Kadın
Kayıt tarihi : 20/02/09
Mesaj Sayısı : 458
Yaş : 25
Nerden : TOKAT
Ruh hali :
Takım :
Rep Gücü :
Madalyalarım :

Kişisel İleti
Yediyirmidort ÖĞRENCİ:
Uyarı Puanı: 0
MesajKonu: Geri: EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI )   Salı Mart 03, 2009 7:03 pm

İNTAK ( KONUŞTURMA )

İntak:İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkları konuşturma sanatıdır.
Konuşturma,kişileştirmeden sonra gelir.Varlık önce kişileştirilir, gerekirse konuşturulur.

ÖRNEKLER
* "Ben bir ayrıkotuyum / Ne buğday amcam,ne pirinç dayım /
Mısırla akraba bile değilim. / Bir yeşermeye göreyim: /
Kızmasınlar halim duman / Canıma kastederler yapabilseler /
Ama nafile kurumam."
Ayrıkotu konuşturulmuştur.

* "Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap /
Böyle emreylemiş Çalap (Tanrı) / Derdim vardır inilerim."

* "Adam elini uzattı;tam onu koparacağı sırada,mor menekşe:'Bana
dokunma!' diye bağırdı."

* "Küçük bir çeşmeyim yurdumun / Unutulmuş bir dağında /
Hiç kesilmeyecek suyum / Yıldızların aydınlığında /

Boyuna akar dururum."
Verilen parçada "çeşme" insan gibi konuşturuluyor.

* "Akıl ersin,ermesin sevdama
Senden yanayım, dedi yeşeren dal senden yana."

UYARI !

Konuşturulan varlıklar kişileştirildikleri için kullanılan her intak
sanatıyla birlikte teşhis sanatı da yapılır; ancak yapılan her teşhiste
intak sanatı yoktur.

* "Ey benim sarı tamburam / Sen ne için inilersin? /
İçim oyuk derdim büyük / Ben anınçün inilerim! "

* " Yıldızlar sönsün' diyerek bağırdı karanlıktan sümbül."


KİNAYE ( DEĞİNMECE )

Kinaye (Değinmece) :Bir sözün, benzetme amacı güdülmeden, hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasına kinaye denir.

Kinayede asıl kastedilen, mecaz anlamdır. Kinayeden;karşıdakini incitmeden iğnelemede,hafif ve zarif biçimde alaya almada yararlanılır.

Deyim ve atasözlerimizde kinayeye çok rastlanır.

ÖRNEKLER

* "Arkadaşın dayısı güçlüdür, halleder."
* "Bırak onu, burnu büyük adamdan hayır gelmez."
* "Çocukların velvelesi, herkesi ayağa kaldırdı."
* "Çok zahmet çektik, sonunda ayağımız düze bastı."
* "Ne yapsın, ayağı kaydı bir kere."
* "Böyle yürürseniz mahalleye yatsıya varırsınız."
* "Bu taşı bize dostumuz atıyorsa durup düşünmemiz gerekir."
* "Eh,bu hızla gidersek, okula belki yarın sabah varırız." ÖSS
* "Ey benim sarı tamburam
Sen ne için inilersin
-İçim oyuk derdim büyük
Ben onun'çün inilerim."

* "Ben toprak oldum yoluna
Sen aşırı gözetirsin
Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın?"

* "içinizde en yürekli olan gelsin."
* "Yokuş çıkmayı göze almayanlar hep çukurda kalır."
* "Atılan ok geri gelmez."
* "Rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne karşı tükürür."
* "Karşısında ağzımı açamadım ki."


TARİZ ( DOKUNDURMA / SİTEM / İĞNELEME ):

Sözcük anlamıyla dokundurma","taşlama","taş atma" demektir.Terim olarak; bir sözün görünürdeki anlamının tam tersi amaçlanarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen mecazlı anlatımdır. Kinayedekinden daha keskin alay ve eleştiri içerir. Yazıda tariz,bazen parantez içerisinde ünlem ( ! ) işaretiyle belli edilir.

ÖRNEKLER

* "Bazı sevgili dostlarımın ( ! ) benim için karpuz kabuklarının
en kayganlarını hazırladıklarını biliyorum."

* "Adamınız,Allah için, gerçekten ustaymış; onun eli değeli bizim
makine kararsızlığı bıraktı; artık hiç çalışmıyor."

* "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün
sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu."

* "Benim oğlum çok cesurdur canım,horozdan korktuğuna bakmayın."

* "Çayın nefis olmuş,kabak suyu gibi."

UYARI

Dokundurmaca anlamını çözebilmek için, sözün nasıl bir durum için,
hangi ortamda kullanıldığına; varsa, diğer cümlelere dikkat etmek
gerekir.

* "Ne kadar kültürlü olduğu ( ! ) yazılarından belli."

* "Beni ne çok sevdiğini ( ! ) biliyordum zaten;iki yıl sonra telefon
etmek zahmetine girerek bunu kanıtladın."
* "Ne kadar eli açık olduğunu gördünüz değil mi?Derneğe tam bir
milyon lira bağışladı."

* "Bu ne kudret ki Elifbâ'yı okur ezberden."

* "Aferin oğlum Ahmet / Bu yolda devam et /
Herifçioğlu Sen Mişel'de koyuvermiş sakalı
Neylesin bizim köyü / Nitsin Mahmut Makal'ı."

UYARI:

Tariz ile kinaye karıştırılmamalıdır.Tarizde sözün gerçek ya da mecaz anlamda kullanılmasından çok,karşıt anlamı önemlidir.Kinayede ise sözün her iki anlamının bir arada kullanılıp kullanılmadığına bakılır.

Hüsn-i Talil (Güzel Neden Bulma)

Herhangi bir olayı gerçek edeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedene bağlayarak açıklama sanatıdır.

ÖRNEKLER

* "Sen gittin yaslara büründü cihan
Soluyor dallarda gül dertli dertli"

Şair, "akşamın gelişini" ve "gülün solmasını", "sevgilinin gidişine
bağlamıştır.Böylece gerçek neden yerine hoşa giden, hayali bir neden
bulmuştur.

* "Güzel şeyler düşünelim diye
Yemyeşil oluvermiş ağaçlar"

Şaire göre ağaçlar, insanların mutlu olmasını, güzel şeyler düşünmesi
için yemyeşil olmuştur. Bu ağaçların yeşil olmasının gerçek nedeni
değildir. Şair gerçek nedeninin dışında daha güzel ve etkileyici bir
neden bulmuştur.

* "Renk aldı özge ateşimizden şerâb ü gül
Peymâne söylesün bunu gülzâr söylesün"

ŞERAB : şarap , PEYMANE : kadeh , GÜLZÂR : gül bahçesi

Bu dizelerde şair, şarabın ve gülün rengini ( kırmızılığını ) kendi içindeki
ateşten geldiğini belirtiyor.Böylece şarabın ve gülün kırmızılığını
gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedenle açıklıyor.

* "Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına
Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgârına"

Akıncıların yeni ülkeler fethetme isteklerinin nedeni olarak, şair
atlarına yeni bir ülkede yem vermek isteyişlerini gösteriyor. Oysa
fetihlerin asıl amacı toprak kazanmaktır.

* "Sen yoksun hiçbir şey yok
Güneşin rengi
Ağustosyıldızlarının sıcaklığı
Karanfil kokusu"

Şair, karanfil kokusunun ağustos yıldızlarının sıcaklığının, güneşin
renginin olmayışını gerçekçi bir neden değil de sevdiğinin yok oluşuna
bağlıyor.

* "Müzeyyen oldu reyâhin bezendi bâğ -ı çemen
Meğer ki bağa haber geldi yârdan bu gece"

MÜZEYYEN OLMAK : süslenmek , REYÂHİN : fesleğenler
Şair, "Bahçe, süslenmiş fesleğenlerle bezendi, meğer sevgili bu gece
geleceğini bildirmiş." diyor. Bahçenin süslenmesini sevgilinin geleceği
haberine bağlıyor. Halbuki bahçenin güzellik kazanması mevsimle ilgi-
lidir.

* "Hâk - i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su"

Irmakların dağ taş aşarak ( başını taştan taşa vurarak ) akıp gidişi,
Hz.Peygamberimizin ayak bastığı topraklara ulaşmak nedenine
bağlanıyor.


TECÂHÜL - İ ÂRİF ( BİLMEZLİKTEN GELME )

Bir anlam inceliği yaratmak ya da nükte yapmak için, şairin, çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecâhül -i ârif denir.

ÖRNEKLER
* "Yılın ilk karı yağdı
İyice kısaldı günler
Ölülerimiz üşür mü ki?"

Son dizede şair ölülerin üşümediklerini bildikleri halde,sorudan
yaralanarak bu durumu bilmezlikten geliyor.


* "Sözü yazdımdı da kalmış öbür entaride
Va'diniz bûse mi vuslat mı unuttum ne idi"

VAAD : herhangi bir konuda söz vermek , BUSE : öpücük ,
VUSLAT : kavuşma
Şair, sevgilisinin kendisine buse mi vuslat sözü mü verdiğini unuttu-
ğunu belirterek bildiği bir gerçeği bilmezlikten geliyor.

* "Ey şûh Nedimâ ile bir seyrin işittik
Tenhaca varıp Göksu'ya işret var içinde"

ŞÛH : çılgın , TENHACA : gizlice , İŞRET : yeme içme
Bu beyitte,sevgili ile Göksu'ya gezmeye giden de Nedim,bunu başkasından işitmiş gibi bibi söyleyen de Nedim'dir.

* "Âb-ı gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su"

( Bilmiyorum, dönen kubbe "gökyüzü" kendiliğinden mi su rengindedir;
yoksa göz yaşlarım mı gökyüzünü kaplamıştır. )

Fuzuli bu beytinde, gökyüzünün niçin su renginde olduğunu bilmediğini söyleyerek, döktüğü göz yaşlarının gökleri kaplaması nedeniyle böyle olabileceği ihtimalini ileri sürüyor. Doğal olarak şairin gökyüzünün niçin su renginde olduğunu bilmemesi imkânsız; fakat böylece ne kadar çok ağlamış, çok gözyaşı dökmüş olduğunu nükteli bir tarzda belirtmiş oluyor. Bu beyitte tecâhül-i ârif ile mübalağa da vardır.

Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz

1- "Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım"
2- "Dün gece yoktu ki / Bu dağ buraya nasıl gelmiş? "
3- "Çördükler,cevizler, iğdeler
Gidin bakın gölgeleri orda mı? "
4- "Şakaklarıma kar mı yağdı ne var
Benim Allah'ım bu çizgili yüz? "
5-Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer? "
6- "Arzu dolu,yaşamak dolu
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan? "
7- "Su insanı boğar, ateş yakarmış
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış."

_________________



Forum kuralları !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MeHmeT
Yediyirmidortadmin
Yediyirmidortadmin
avatar

Aktiflik :
500 / 999500 / 999

Erkek
Kayıt tarihi : 24/12/08
Mesaj Sayısı : 628
Yaş : 25
Nerden : ManisA
İş/Hobiler : DocTor :P
Ruh hali :
Takım :
Rep Gücü :
Madalyalarım :

Kişisel İleti
Yediyirmidort ÖĞRENCİ:
Uyarı Puanı: 0
MesajKonu: Geri: EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI )   Salı Mart 03, 2009 7:11 pm

hemen kopyaladım bilgisayarıma bunlar sınavlarda çok işe yarar king Paylaşım için teşekkürler

_________________




Her Hakkım Saklıdır ®️
|l|lllll|lll||ll||lll
²°¹²¹³ ¹²¹³¹³
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://yediyirmidort.forummum.com
arzum92
Yediyirmidortadmin
Yediyirmidortadmin
avatar

Aktiflik :
400 / 999400 / 999

Kadın
Kayıt tarihi : 20/02/09
Mesaj Sayısı : 458
Yaş : 25
Nerden : TOKAT
Ruh hali :
Takım :
Rep Gücü :
Madalyalarım :

Kişisel İleti
Yediyirmidort ÖĞRENCİ:
Uyarı Puanı: 0
MesajKonu: Geri: EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI )   Salı Mart 03, 2009 7:18 pm

bulduklarımı yazdım işine yaradıysa sevindim Very Happy

_________________



Forum kuralları !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
EDEBÎ SANATLAR ( SÖZ SANATLARI )
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» bu da bnm okulum adana güzel sanatlar lisesi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Yediyirmidort OGRENCİ :: Sözel Dersler :: Sözel Dersler :: Türkçe-
Buraya geçin: